10 Mart 2011 Perşembe

Profesörü şoke eden cevap

Hacettepe Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhunde Öktem, annelerin çok fazla erkek çocuk istediğini, erkek çocuğun kadının eksikliğini giderdiğini belirtti.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu bünyesinde oluşturulan Eğitim Sistemindeki Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Alt Komisyonu, Öktem'i dinledi.

Prof. Dr. Öktem, çocuk gelişiminde 5 yaşına kadar en temel noktaların atıldığını, temelin baştan çarpık olması halinde, bunun arkasının geldiğini söyledi.

Büyümenin, bedensel, ruhsal, zihinsel ve toplumsal olmak üzere dört alanda olduğuna işaret eden Öktem, okul eğitiminin bunlara hitap etmesi gerektiğini belirtti. Çocuğun eğitimine, anne-baba eğitiminden başlamak gerektiğini vurgulayan Öktem, doğduğu andan itibaren bebeğe birçok şeyin yansıtıldığını ifade etti.

Anne ile bebek arasındaki bağda, aynalamanın önemine değinen Öktem, bebeklerin çok kısa süre sonra yüz okumaya başladığını, anne ve babanın tepkisinin, çocuğa ayna olduğunu anlattı.

Bebeklerin benlik gelişim dönemi olan ve ''korkunç 2 yaş'' diye nitelenen dönemde, bebeğin her şeyi kendi uhdesinde toplamak istediğini kaydeden Öktem, bu dönemin bütün dünyada geçiciyken, Türkiye'de kalıcı olduğunu anlattı. Öktem, ''O dönemde bebekler sinirlidir, bizde sinir kalıcıdır. Gücü hissediyor, benliği gelişiyor. 2 yaşında başlayan şiddet, kalıcı olarak gidiyor'' diye konuştu.

-''KADIN OLDUKLARINDAN MEMNUN DEĞİLLER''-

Ferhunde Öktem, kadınların kadın olduklarından çok fazla memnun olmadığını dile getirerek, kendi cinsel kimliğinden memnun olmayan bir annenin, kızına, oğluna sağlıklı cinsel kimlik aşılamasının çok zor olduğunu söyledi.

Erkek çocuklara yatırım yapıldığını, erkek çocukların annenin eksikliğini giderdiğini kaydeden Öktem, ''Anneler çok fazla erkek çocuk ister çünkü erkek çocuk onun eksikliğini giderir. O yüzden gelin, kayınvalide savaşları bu kadar yüksektir. Oğlu evlendiğinde anne yine kayba uğrar çünkü gelini almıştır. Erkeklerin anlamayacağı gizli bir mücadele sürer'' diye konuştu.

Prof. Dr. Öktem, 2006'da yapılan bir çalışmada çocukların dörtte birinin kimseye benzemek istemediğini, geri kalan kısmının ise televizyon kahramanlarıyla özdeşim kurduğunu, burada da şiddet verildiğini anlattı. Öktem, Sincan'da bir okula gittiğinde sınıflarda kapının olmadığını görüp, müdüre bunu nedenini sorduğunda, ''Her sınıfta üç tane Polat Alemdar var, ben kapı dayandıramıyorum'' yanıtını aldığını aktardı.

Öktem, televizyonlarda akıllı işaretleri gördüğünde utandığını dile getirerek, ''Onlar bizim hazırladığımız şekilde kullanılmıyor. 7 yaş üstü olarak işaretlenen bir filmi gördüğümde ben rahatsız oluyorum. Çocukların bundan rahatsız olmaması mümkün değil'' görüşünü dile getirdi.

Dünyadaki en iyi okulları araştırdığında, çocukların o okullardaki kurallarla barışık olduğunu belirten Öktem, öğrencilerde ''Sessiz sınıfta ders yapmak benim hakkım ancak arkadaşlarımın sessiz sınıfta ders yapmasını sağlamak benim ödevimdir'' anlayışının bulunduğunu söyledi.

İngilizce konuşmak için kursa gitmek şart değil? Tıklayın! var addthis_pub = 'tayfunsalci'; var addthis_localize = {share_caption:'Paylaş', email_caption:'Arkada?yna Gönder!', email:'E-posta', print:'Yazdyr', favorites:'Favoriler', more:'• daha...'};


View the original article here


This post was made using the Auto Blogging Software from WebMagnates.org This line will not appear when posts are made after activating the software to full version.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder