11 Mart 2011 Cuma

TSK'dan terörle mücadele açıklaması

Genelkurmay Başkanlığı, bazı haber ve yorumlarda ifade edildiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bazı bölgeleri ''riskli ve girilemez bölgeler'' olarak nitelendirmenin, bölücü terör örgütünün amaçlarına hizmet etmekle eş anlamlı olduğunu kaydetti.

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde, 3 Mart 2011 tarihli Akit Gazetesi'nde yer alan ''TSK'da ölüm sevkıyatı'', 4 Mart 2011 tarihinde Zaman Gazetesi'nde yer alan ''Sınır bölgesine riskli operasyon'', 3 Mart 2011 tarihli Taraf Gazetesi'nde yer alan ''Heron PKK'lıları gördü'' başlıklı haberlerle bağlantılı çeşitli basın-yayın organlarında çıkan yorumlar hakkında basın açıklaması yapıldı.

Haber ve yorumlarda; Türk Silahlı Kuvvetlerini, ''Devam eden bazı davalarla da ilişkilendirerek, istihbari bilgiye dayanmadan, son derece riskli bölgelere ve tecrübesiz birliklerle, terör örgütünün amacına hizmet edecek biçimde yanlış operasyonlar planladığı'' şeklinde suçlayıcı bir takım iddialara yer verildiği belirtilen açıklamada, ''Teknik ve operasyonel konulara temas eden bu iddialar gerçeği yansıtmamaktadır'' denildi.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

''Haber ve yorumlarda ifade edildiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bazı bölgeleri 'riskli ve girilemez bölgeler' olarak nitelendirmek, bölücü terör örgütünün amaçlarına hizmet etmekle eş anlamlıdır.

Bölücü terör örgütü, bölgedeki huzur ve güvenliği tehdit ettiği sürece Türk Silahlı Kuvvetleri yasalar çerçevesinde teröristle mücadelesine kararlılıkla devam edecektir.''

Açıklamada, Taraf gazetesindeki haberle ilgili olarak da şu ifadelere yer verildi:

''Sınır bölgelerinde zaman zaman hem terörist hem de kaçakçı geçişlerine rastlanmaktadır. Teröriste ve kaçakçıya karşı müdahale işlemleri yasalar gereği farklılıklar arz etmektedir.

Bu kapsamda, bahse konu haberde geçen olayla ilgili gerekli değerlendirmeler yapılmış ve kara birlikleriyle gruba yönelik operasyonel faaliyet icra edilmiştir.''

İngilizce konuşmak için kursa gitmek şart değil? Tıklayın! var addthis_pub = 'tayfunsalci'; var addthis_localize = {share_caption:'Paylaş', email_caption:'Arkada?yna Gönder!', email:'E-posta', print:'Yazdyr', favorites:'Favoriler', more:'• daha...'};


View the original article here


This post was made using the Auto Blogging Software from WebMagnates.org This line will not appear when posts are made after activating the software to full version.

Sporda da tarihe izlerini bıraktı

Osmanlı İmparatorluğu yalnızca, bilimde, ekonomide, mimaride, sanatta ve kültürde ilklere imza atmakla kalmayıp günümüz sporunun temelini teşkil eden uygulamalarıyla da geleceğe izlerini bıraktı.

Gençlik Spor Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ''Türk Dünyasında Ortak Sporlar'' isimli kitapta yer alan bilgiler, Osmanlı İmparatorluğu'nun, sporda çıkardığı kanun ve yaşattığı geleneklerle spor kültürü ve ahlakında da günümüz sporunun ilham kaynağı olduğunu gösteriyor.

Osmanlılar, daha önceki dönemlerden devraldığı güreş, okçuluk, binicilik ve avcılık gibi evrensel sporların geleneklerini hem savaş eğitimi, hem de müsabaka sporları olarak, geliştirerek yaşattı.

Bu sporların eğitiminin geliştirilmesinin yanında, müsabaka geleneği ve kuralları da oluşturularak organizasyonel hale gelmesi sağlandı. Osmanlı devleti, bilim, sanat, edebiyat ve askerlik yanında spor kültürü bakımından da önemli geleneklere ve kurumlara sahipti.

Osmanlı'da spor meydanlarının vakfedilmesi, spor için gerekli sportif gereçlerin imalatı, sporun tekkelerle bütünleşmesi, padişahın da katıldığı spor müsabakalarında centilmenlik ve liyakatin geçerliliği, bazı sporlarda bir tür okullaşmaya gidilmesi ve ilk sporcu transferi, spora ne kadar önem verildiğinin aynı zamanda bir göstergesi.

-DÜNYADA İLK SPORCU TRANSFERİ-

Sporda birçok ilke Osmanlı döneminde imza atıldı. Dünyada ilk sporcu transferi Sultan İkinci Bayezid döneminde gerçekleştirildi. Sultan II.Bayezid'in, Amasya'daki ünlü sporcuları İstanbul'a getirmesi, tarihte ilk sporcu transferi olarak kabul ediliyor. Ayrıca, Sadrazam Kara Mustafa Paşa'nın emriyle 1682 yılında hazırlanan ve aslı Topkapı Müzesi Arşivi'nde bulunan Atıcılar Kanunu da ''Kanunname-i Rimat'' adıyla, ilk spor kanunu olarak tarihteki yerini aldı.

Osmanlı'da sporun biçimi ve organizasyonu rastgele ve sıradan olmayıp kurumlaştırılmıştı. Spor tekkeleri ve vakıflar kurulmuş, dünyada okçuluk konusunda ilk spor kanunu çıkarılmış, atıcılar için kabza alma (lisanslı sporcu olma) törenleri düzenlenmiş, sporcu davranışlarını belirleyen, kurallarda sürekliliği muhafaza eden gelenekler oluşturulmuş ve seçkin sporcuların çıkarılması için her türlü imkan hazırlanmıştı. Osmanlı devletindeki bu an'ane ve felsefenin etkisi günümüzde de kendisi gösteriyor.

Aba, Karakucak ve Kırkpınar güreşlerinin günümüzde hala otantik haliyle yaşaması bunun en güzel yansımaları. Osmanlı, Kırkpınar'ın yaşayabilmesi için hiçbir millette bulunmayan ağalığı ve sporda yasa gibi geçerli olan ''Adat-i Kadimeler'i belirleyerek, sporu ve sporcuları korudu. Ağalık müessesesi, günümüz sponsorluğunun da temelini oluşturdu.

İstanbul'da 1453 yılından beri var olan ve ok atmanın yanı sıra atletik sporların da yapıldığı Okmeydanı'na abdestsiz ve içkili girilmezdi. Yine okçular kendi branşlarında yükseldiklerini başkalarına göstermek için kabza (lisans) sınavına tabi tutulur ve ahlaken atıcılığa layık görülürlerse bu sınava alınırdı.

Spor için getirilen yazılı ve yazısız bu kurallar sporda hakkaniyeti, adaleti ve eşit şartlar altında yarışma ortamını sağladı. Yine sporda neyin değerli, neyin değersiz olduğuna ilişkin şeyh, usta ve çırak ilişkisiyle sporculara kazandırılan ahlaki davranışlarla, saygı ve hürmet gösteren, menfaat gözetmeyen, hileye başvurmayan, yardımlaşmayı seven örnek bir sporcu kişiliğinin oluşturulması amaçlandı.

Sporcular verilen çok büyük ödüllere rağmen amatörlük ruhunu muhafaza etmeyi başarmıştı. Pehlivanların, atıcıların (kemankeşlerin) ve cündilerin (binicilerin) örnek sporcu davranışları, toplumun düşüncelerini ve ferdi davranışlarını da etkiledi.

Örneğin cirit oyununda ciritçilerin kin gütmemesi, oyunun en başta gelen kuralıydı. Ayrıca, oyunda ciridi ata atmak da yasaklanmıştı. Yine geleneksel güreşlerde rakibini yukarıya kaldırıp üç adım atan pehlivan galip sayılıyordu. Bu güçlü pehlivanın rakibini yere atmasını önlemek ve doğabilecek bir sakatlığın önüne geçebilmek için getirilmiş bir kuraldı.

Osmanlı Devleti'ndeki spor kurumları ve alanlarında varlıklı-yoksul, asil-hakir ayırımı yapılmaz, müsabakalarına ve spor kurumlarındaki ziyafetlere sporcu olarak katılan vezirler ve devlet erkanı, protokolde resmi memuriyetlerine göre değil, spor sicilindeki derece, mertebe ve kıdemlerine göre yer alırlardı.

-OSMANLI'NIN SPORCU PADİŞAHLARI-

Osmanlı padişahları sanat, edebiyat ve bilimdeki üstün eğitimlerinin yanı sıra güreşten okçuluğa, binicilikten avcılığa kadar çeşitli spor dallarındaki başarılarıyla da tanındılar.

Padişahlardan 4. Murad, güreş, ok atma, binicilik, cirit, tüfek atma, gürz kaldırma, labut ve hışt atma ve tomakta üstün başarı gösterirken, 2. Mahmud da ok atma, binicilik, cirit, tüfek atma ve mızrakta, 4. Mehmed binicilik, cirit, tüfek atma ve tomakta devlet adamlığının yanı sıra, aynı zamanda iyi birer sporcuydular.

4. Murad'ın mermerden yapılma 102 kilogram ağırlığında bir gülleyi her sabah halkasından tutarak haremden has odaya ya da Bağdat Köşkü'ne kadar götürdüğü, akşam hareme dönerken de aynı şekilde getirdiğini çeşitli tarihi kaynaklarda görmek mümkün.

Yine aynı kaynaklarda Murat Han'ın bir cirit mızrağı ile arka arkaya konan dokuz kalkanı bir atışta deldiği, 200 okkalık bir gürzü kolayca kaldırıp salladıktan sonra fırlattığı, savaş zamanlarında metrise girip, topla nişan alıp düşmana isabet ettirdiği ve İstanbul Okmeydanı'ndaki kemankeşlik (okçuluk) müsabakalarında 707.5 metre mesafeye okunu atıp rekor kırdığı ve okun düştüğü yere rekorunu belgeleyen menzil taşı diktirdiği anlatılmakta.

Cihan pehlivanları ile güreşebilecek güce sahip olan Abdülaziz de ok atmayı, ata binmeyi, avlanmayı ve özellikle de güreşmeyi çok severdi.

Osmanlı İmparatorluğu'nda cirit de büyük ilgi gören bir spordu. Saraya kadar giren bu spor, günümüzde derbi maçlarını aratmayacak bir taraftar topluyordu. ''Lahana'' ve ''Bamya'' 2. Murad döneminde kurulan iki spor takımına girebilmek için çok iyi kılıç pala kullanmak ve iyi binici olmak gerekirdi. 3. Selim ''Lahana'' sporu tutarken, 2. Mahmud'un gönlü de ''Bamya'' spordan yanaydı.

İngilizce konuşmak için kursa gitmek şart değil? Tıklayın! var addthis_pub = 'tayfunsalci'; var addthis_localize = {share_caption:'Paylaş', email_caption:'Arkada?yna Gönder!', email:'E-posta', print:'Yazdyr', favorites:'Favoriler', more:'• daha...'};


View the original article here


This post was made using the Auto Blogging Software from WebMagnates.org This line will not appear when posts are made after activating the software to full version.

Maden ocağında göçük!

05 Mart 2011 Cumartesi, 19:04:01

AHT

Zonguldak'ın Gelik Beldesi Dağbaca mevkiinde bulunan kaçak işletilen bir kömür ocağnda tavan çökmesi sonucu göçük meydana geldi. Ocak içerisinde üretim işçisi olarak çalışan 4 işçi kaçarak kurtulurken, 28 yaşındaki Serkan Malkoç isimli madenci toprak altında kaldı.

Göçük altında kalan madencinin hayatını kaybetme ihtimalinin yüksek olduğunu söyleyen kurtarma ekibi yetkilileri çalışmaların aralıksız olarak sürdüğünü bildirdi.


View the original article here


This post was made using the Auto Blogging Software from WebMagnates.org This line will not appear when posts are made after activating the software to full version.

İstanbul'da suç örgütü operasyonu!

İstanbul'da bir suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda tefecilik, yağma, adam kaçırma ve iş yeri kurşunlama gibi suçlara karıştıkları öne sürülen 12 kişi gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, yapılan ihbarlar ve şikayetçilerin ifadelerini değerlendiren Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, ''yağma'' suretiyle haksız kazanç elde eden, kurşunlama eylemleri gerçekleştiren ve bazı üyeleri daha önce yakalanarak cezaevine gönderilen suç örgütünün diğer üyelerinin faaliyetlerini sürdürdüğünü tespit etti.

Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa, Eyüp, Arnavutköy, Şişli ve Esenler'de belirlenen adreslere düzenlenen operasyonlarda 12 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 1 kuru sıkı tabanca, 11 fişek, 1,5 gram esrar ile 12 senet ele geçirildi.

İstanbul'un Gaziosmanpaşa, Şişli ve Esenler ilçeleri ile Tekirdağ'da yağma, adam kaçırma, iş yeri kurşunlama, tefecilik ve tehditle tahsilat gibi suçlara karıştıkları öne sürülen şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine sevk edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 23 Ekim 2010'da Gaziosmanpaşa, Eyüp, Bayrampaşa ve Fatih'te düzenlenen operasyonlarda 86 kişi gözaltına alınmış, bu kişilerden, suç örgütünün elebaşı olduğu öne sürülen K.Ç. ile oğlunun da aralarında bulunduğu 37'si tutuklanmıştı.

AA


View the original article here


This post was made using the Auto Blogging Software from WebMagnates.org This line will not appear when posts are made after activating the software to full version.

"Polat Alemdar odun gibi"

Malkoçoğlu, Battal Gazi, Kara Murat gibi canlandırdığı karakterlerle Türk sinemasının bir dönemine damga vuran Cüneyt Arkın, Kurtlar Vadisi'nin Polat Alemdar'ını hem eleştirdi hem de tavsiyelerde bulundu. Arkın, Türk toplumunun sinemada bir kahramana ihtiyacı olduğunu belirterek "Çatık kaşla kahraman olunmaz. Adam 4 yıldır kaşlarını çatarak milyarlar kazandı. Vücudunu odun gibi kullanıyor, tavsiyem bir karate kursuna gitsin" dedi.

"BEN BİR KAHRAMANDIM"
Yeşilçam'ın ünlü isimlerinden Cüneyt Arkın, Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın'ı makamında ziyaret etti. Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette, konu bugünkü Türk sinemasına gelince Cüneyt Arkın, sözünü esirgemedi. Türk sinemasına bugüne kadar 187 tane film kazandırdığını anlatan ünlü sanatçı, "Ben bir kahramandım ve insanların gönlünde hâlâ öyleyim" dedi. Günümüzde Türk sinemasının bir kahramanı bulunmadığını anlatan Arkın, Türk toplumunun sinemada bir kahramana ihtiyacı olduğunu, fakat zamane sanatçıları arasında bu özellikleri taşıyan bir karakterin bulunmadığını söyledi.

"VÜCUDUNU ODUN GİBİ KULLANIYOR"
Malkoçoğlu'nun hedefinde ise Kurtlar Vadisi'nin Polat Alemdar'ı Necati Şaşmaz vardı. Malkoçoğlu, Battal Gazi, Kara Murat karakterlerinin insanların hafızasında derin bir yer edindiğini anlatan Cüneyt Arkın, "Polat Alemdar... Adamın kaşları sürekli çatık. Çatık kaşla 4 yıldır milyarlar kazanıyor. Ayrıca vücudunu da odun gibi kullanıyor. Kendisine tavsiyem bir an önce bir karate kursuna yazılsın. Tekvando ya da eskrim de olabilir. O zaman mimiklerine daha iyi hükmedebilir" diye konuştu.


View the original article here


This post was made using the Auto Blogging Software from WebMagnates.org This line will not appear when posts are made after activating the software to full version.